Tamamlayıcı Tıp


Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp

Alternatif tıp; Tedavi yaptığı ileri sürülen; ancak bu etkileri bilimsel metotlarla kanıtlanamayan geleneksel veya güncel tıbbi uygulamalara verilen isimdir.

Tamamlayıcı tıp; Çağdaş tıp bilimince hastalık sebeplerini önlemede somut verileri olmadığı veya kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmadığı halde hasta isteğiyle çağdaş tıp tedavilerinin yanında onlara destekleyici olarak hastanın rahatlaması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, psikolojisinin düzelmesi gibi amaçlarla uygulanabilen alternatif tıp yöntemleridir.

Geleneksel tıp; Eski hekimlerin kendi zamanlarındaki tıp anlayışı ve birikimleri ile işe yarayabileceğini umduğu veya öğrendiği bitkiler, macunlar, sular, sargı, yakma ve diğer yöntemlerle hastasını tedavi etme uygulamalarına verilen isimdir.

Geleneksel Çin Tıbbı:

Temelde mistik özellikleri olan bu tedavi, vücudun canlılık enerjisinin dolaştığı farz edilen 14 kanal veya meridyen adı verilen hatlar boyunca, belirli noktaların veya sinir düğümlerinin altın, gümüş veya paslanmaz çelik iğnelerle uyarılması esasına dayanır. Akupunktur adı verilen bu tedavi, meridyenler boyunca uzanan noktaların içerideki organlar ve onların fonksiyonları ile ilgili olduğu esasından hareketle, canlılık enerjisindeki dengesizlik, azalma veya kesiklik gibi olaylara müdahale etme esasına dayanır. Enerji akışını engelleyici faktörler vücuttan uzaklaştırıldığında, denge yeniden kurulur ve kişi sağlığına kavuşur. Aynı noktaları iğnesiz olarak parmak hareketleriyle uyarma ise akupressür olarak isimlendirilir. Akupunkturun diğer bir teorik temeline göre vücuttaki bu hayat enerjisi kanallarıyla irtibatta olan ve yılın günlerine tekabül eden 365 adet akupunktur noktası bulunur. Bu konuda çalışan mütehassıslar arasında iğneleri batırma açısından farklı yaklaşımlar vardır. Bazıları ağrının veya görünen şikayetin olduğu noktaya, bazıları ise hastalığın merkezî organının yakınlarına iğne batırırlar. Ancak şu ana kadar meridyenlerin veya akupunktur noktalarının veya “chi” isimli hayat enerjisinin varlığı ilmî kriterlerce ortaya konamamıştır. Bazı modern akupunkturcular yukarıdaki modeli kabul etmezler. Bunlara göre, vücuda iğne batırmanın, ağrıyı rahatlatıcı endorfinlerin vücut tarafından salınımını başlattığına inanırlar. Birçok modern tıp savunucusu ise akupunkturun organik bir rahatsızlığı tedavi ettiğine dair ciddi bir yayın olmadığını iddia ederek, akupunktur hakkındaki iddiaların kötü düzenlenmiş deney ve klinik çalışmalardan kaynaklandığını ileri sürerler.

Ayurveda Tıbbı:

Hindistan’da 5000 yıllık bir tatbikat geçmişine dayanan, hastalıkların tedavisini çok ileri derecede kişiselleştirme yaklaşımıyla çok çeşitli tabiî tedaviyi bir arada bulunduran, çok geniş muhtevalı bir tıp sistemidir. Bu tedavi, vücudun maddî, zihnî ve ruhî yapılarına eşit derecelerde önem ve ağırlık vererek şahsın fıtrî ahengini yeniden düzenlemeye çalışan bir sistem anlayışıdır. Ayurveda “hayat bilgisi” mânâsına gelir ve meditasyon, temizleme, saflaşma işlemleri, bitkilerden ve minerallerden hazırlanmış preparatları, egzersizleri ve vücut tipine göre diyet tavsiyelerini bulunduran geleneksel Hint yaklaşımıdır. Kaynağı, “Veda” olarak bilinen dört adet Sanskritçe kitaplara dayanır. M.Ö. 200 sene önceki bir zaman diliminde Hindistan’da şekillenmiş en eski ve en önemli mukaddes Hint metinleri, Veda’lar ismiyle derlenmiştir. Kitaplarda çoğu hastalık ve kötülükler şeytanlara, kötü ruhlara, yıldız ve gezegenlerin tesirine bağlanır.

Ayurveda’nın temel teorisi şöyledir: Vücut faaliyetleri dosha’lar diye adlandırılan (Sanskritçe; vata, pitta ve kapha) üç ana prensip tarafından düzenlenir. Astrolojideki güneş lekeleri gibi bu üç tabir de, vücut tiplerini ve bu tiplerin özelliklerini tanımlamak için kullanılır. Her bir ayurvedik yazmalarda bir vücut tipinin fizikî ve zihnî özelliklerine dair uzun listeler yer alır. Vata, pitta ve kapha’nın çeşitli kombinasyonları sonucunda 10 tane muhtemel vücut tipi söz konusudur. Bir kimsenin dosha’sı (vücut tipi) saatten saate, mevsimden mevsime değişir. Ayurvedik tıbba inananlar, hastalık belirtilerinin daima, dosha’daki dengesizlikle alakalı olduğunu iddia ederler. Bu dengesizlik hâli de hastanın bilekteki nabzını dinleyerek ve hastayı sorgulama yaparak anlaşılabilir. Bazı ayurveda taraftarları da, şeker, kanser, kas-iskelet sistemi hastalıklarını ve astımı, erken dönemde (klinik şikayet yok iken) kişilerin nabzını dinleyerek keşfettiklerini iddia ederler.

Kiropraktik Tedavi:

Bu teoriye göre, omurilikle ilgili problemler çoğu hastalığın temel sebebini teşkil eder. Bu yaklaşımı uygulayan kiropraktistler, omurilik üzerinde değişik tedavi teknikleri uygulayarak hastalarını iyileştirmeye çalışırlar. Bu hususta çalışan D. D. Palmer’e göre vücudun “hayat enerjisi” kendini sinir sistemi vasıtasıyla ortaya koyar. Omurga sütunu içinde bulunan omurilikten çıkan sinirler arasındaki yanlış bağlantılar ve tıkanmalar, sinir enerjisinin vücut organlarına akışını bozarak pek çok hastalığa sebep olurlar. Özellikle birçok ağrının kaynağı, omurilik üzerindeki belli el hareketleriyle tedavi edilebilir.